Wednesday, December 31, 2008

TRUVA

Paris, Troya savaşlarında yaralanınca savaştan kaçtı. Troya'lılar da onu izlediler. Paris yediği yılan zehirli okla dayanılmaz aclar çekiyordu. Acıları ona önceki karısını anımsattı. O yaraları iyi edebilecek her türlü merhemi yapabilirdi. Onu terkedilmiş eski karısına götürdüler. Paris kadına yalvardı ancak kadın ona yardım etmedi. Troya'ya geri dönerken ağaçların altına yığılıverdi. Bu arada eski karısı da yaptığından dolayı pişmanlık duyuyordu. Gece olunca koşa koşa kocasını aradı. Paris'i bulduğunda odunların içinde yakılıyordu. Bu manzarayı görünce karısı hiçbir şey söylemeden ateşe girdi ve beraber yandılar.

Savaşta bazen Yunanlılar bazen Troya'lılar kazanıyordu. Yunanlılar bir süre sonra yenilmeye başladı. Yunanlar artık gemilerini geri çekmeye hazırlanırken, kahin kurnazca hareket etmelerini tavsiye etti. Bunun üzerine bir Yunanlı, çok büyük bir at yapıp, içini askerlerle doldurmalarını sonra savaştan vazgeçmiş gibi yapıp geri çekilirken atı kapıda cesur bir Yunanlıya bırakmalarını önerdi. Yunanlı Troya'lılara atı içeri sokmalarının Tanrıların isteği olduğuna inandıracaktı. Akşam Troya'lılar eğlenirken ve sarhoşken, Yunanlılar attan çıkıp, kolayca Troya'yı ele geçireceklerdi. Plan uygulandı ve başarıya ulaştı.

TROYA

Troya şehrinin kralıyla eşinin elli çocukları vardı. Karısı bir gün rüyasında bir çocuk doğuracağını ve çocuğun alev saçan bir meşale şeklinde troya şehrini yakacağını gördü. Bu rüyadan sonra kraliçe bir çocuk doğurdu. Bu çocuğu uşağına vererek onu öldürmesini istedi. Ancak uşak onu öldüremedi. Dişi ayılar tarafından beslenip büyütülen bu çocuk Paris'di. Paris sürüsünü otlatırken bir gün Zeus tarafından Afrodite,Hera ve Athena'dan en güzel olanı seçmekle görevlendirildi. Afroditi'yi seçti ama kendisi de ona aşık olmuştu. Afroditi de kendisinin kalbine Helena'nın aşkını düşürdü. Karısı terk eden Paris, Isparta kralının karısı olan Helena'yla konuştu ve beraber Troya şehrine kaçtılar. Bunu duyan Isparta kralı Menelaos ve kardeşi Agamennon Troya şehrine savaş açtılar.

THESEE

Thesee, Atina'nın ikinci Heracles'iydi. Atina kralı Aege'nin eşinden çocuğu olmuyordu. Trezene ülkesinin kralıyla bu konuyu konuşurlarken, kral kızıyla gizlice evlenirse harikulade bir oğlu olacağını söyledi. Bu beraberlikten sonra Atina kralı, kıza veda ederken bu evliliğin gizli olduğunu, ancak büyük bir taşın altına gömdüğüm kılıcı alıncaya kadar onu büyüt sonra da bana gönder dedi. Küçük yaşta güreş ve av gibi sporlarla uğraşan Thesee komşu kralın bizzat ilgilenmesiyle Yunanlıların en akıllısı ve faziletli olmuştu. Bir keresinde Hercul'ün manto olarak giydiği aslan postundan tüm çocuklar korkarken, o baltayla bir aslana olduğunu sanarak saldırmıştı.

Kılıcı almayı başardıktan sonra Atina'ya doğru yola çıktı. Bu yolculukta birçok düşmanı yerle bir etti. Atina'ya bir yabancı misafir gibi gitti. Sihirbaz olan Atina kralının karısı Thesee'yi kıskanarak kocasını bu adamı zehirlemeye teşfik etti. Zehirli suyu içecekken bıçaktan oğlunu tanıyan kral, ona sarıldı ve karısını kovdu. Thesee yıkılmak üzere olan krallığı yeniden canlandırdı. Kral, Girit kralının oğullarını yenemeyeceklerini bildiği bir boğayla savaşmaya göndermiş ve dolaylı olarak öldürtmüştü. Bunun üzerine Girit'le çıkan savaşta zor duruma düşünce Tanrılar onlara günahın karşılığı olarak yarı insan yarı boğa canavara 14 kurban vermeleri gerektiğini söylediler. Thesee de bu gruba dahil oldu. Buna razı olamamasına rağmen, Thesee'yi yolundan çeviremeyen babası eğer sağlam gelirse beyaz yelkenliyi, eğer ölürse siyah yelkenliyi açmalarını istedi, böylece herşeyi anlayacaktı. Girit'te kralın kızı, Thesee'ye aşık oldu. Kız canavar hakkındaki bildiklerini ona anlattı. Labirentte doğru yolu bulabilmesi için de bir ip yumağı verdi. Bu korkunç düşmanı deviren Thesee, Yunanistan'a geri dönerken babasının öğüdünü unutmuş ve siyah yelkenleri açmıştı. Ufukta oğlunu gözetleyen ihtiyar baba siyah yelkeni görünce kendini kayalıklardan aşağı attı, o zamandan beri Anadolu ile Peleponnese arasındaki denize Egee adı verilmiştir.

THEOGONI

YUNAN THEOGONISI

Khaos

Gaia (yer) Eros (aşk) Erebos (gece)

Uranos (gök) Pontos (deniz)

Uranos (gök) + Gaia (yer)

12 Titan 3 Kyklops (tek gözlü) 3 dev

Çocuklarına kötü davranan Uranos, Karısı Gaia ve Titan oğlu Kronos tarafından öldürüldü. Bu sırada kardeşlerin ve çocuklarının kendi aralarında yaptıkları birleşmeler sonucu birçok doğa tanrısı ortaya çıktı. Ancak Yunan mitolojisinin aslını oluşturan çift Kronos ve Rhea çiftidir.

Kronos + Rhea

Hestia Demeter Hera Hades Poseidon Zeus

Kronos bu beraberlikten doğacak bir çocuğun kendisini tahtdan indireceği malum olunca çocuklarını yemeye başladı. Ancak Rhea altıncı çocuğunu yemesine izin vermedi ve onu bir adada yetiştirdi, bu delikanlı Zeus'dur. Zeus, Kronos'a isyan etti ve kardeşlerini kurtardı. Kardeşleriyle beraber Olimpos'un yeni sahibi Oniki Tanrılardır artık.

TANTALOS

Tantalos, Zeus'un en sevdiği oğluydu. Ölümlülere yasak olan, tanrılarla yemek yemesine hatta bir kez Zeus'un koltuğuna oturmasına bile izin verirdi. Ama o karşılığında tanrılara çok kötü davranıyordu. Onların nasıl yamyamlar olduğunu göstermek için oğlunun pişirip onların önüne koymuştu. Bunun üzerine tanrılar onu Hades'in güllerinden birine yerleştirdiler. Susayıpta eğildiğinde sular çekiliyor, doğrulunca sular dizlerine kadar geliyordu. Etrafındaki yemiş ağaçlarına her uzanışında meyvalar geri çekiliyordu.

Tanrılar ölen çocuğu canlandırıp, birleştirdiler. Yanlışlıkla yenen bir omzun yerine fildişinden bir omuz yaptılar ona. Birçok kişinin ölüm nedeni olan Hippodameıa'ya aşık olmasına rağmen çok mutlu bir yaşam geçiriyordu.

Hippodameia'nın Ares tarafından hediye çok güzel bir çift atı vardı. Kral kızıyla evlenmek isteyenin, önce atlarla sonra kendiyle savaşması gerektiğini buyurmuştu. Kaybeden öldürülürdü. Pelops'unun Poseidon'un verdiği bir atı vardı. Böylece sınavları geçti.

Tantalos'un diğer çocuğu Niobe'ye ise tanrılar iyi davranmıyorlardı. Kocasıyla mutlu bir yaşamları vardı ama içinde babasından aldığı megalomanlık vardı. Tanrılara babası gibi gizli gizli değil, açık açık meydan okuyordu. Halka kendisinin tanrılardan üstün olduğu ve kendisine tapmaları gerektiğini söyledi. Apollon ve Artemis'i de aşağıladığı için ilk olarak bu iki tanrı inip Niobe'nin çocuklarını öldürdüler. Sonra çocuklarına ağlayan anneyi sonsuza kadar taş yaptılar.

SISYPHUS

Sisyphus, insanların en kurnazıydı. Bir gün Zeus bir kızı kaçırmıştı. Bunun üzerine Sisyphus, kızın babasının eğer susuz kulelerden su fışkırtırsa kızını kaçıranın adını vereceğini söyledi. Daha sonra Zeus, bu ispiyoncuyu cezalandırmak için ölüm tanrısına onu bağlamasını söyledi. Ancak Sisyphus, ölüm tanrısını bağladı. Böylece yeryüzünde hiç kimse ölmüyordu. Savaş tanrısına, ölüm tanrısını kurtarmasını istedi. Ares, her ikisini de yer altına götürdü ancak o yeraltında da yeryüzünde cenazesi yapılmasıdığı söyleyerek kendisini acındırdı. Kaçtı ancak Hermes onu yakaladı ve geri götürdü. Kocaman bir kayayı devasa bir dağa çıkarmaya hükümlü kılındı.

PSYCHE

Psyche, Afroditi kadar çok sevilen bir ölümlüydü. Afroditi, bu kızdan ve insanlardan bu küstahlıklarından dolayı intikam almak ister. Eros'dan bu kızı dünyanın en çirkin erkeğiyle evlendirmesini ister. Eros yeryüzüne indiğinde, ona aşık olur ve onu uzak bir saraya götürür. Beraber yaşıyorlar ancak Psyche, sevgilisinin yüzünü göremiyordu. Çünkü bu büyünün bozulmasına sebep olurdu. Psyche, dayanamayıp o gece bir lambayla sevgilisinin yüzüne baktı. Gördüğü müthiş bir güzellikti. Dayanamayıp öpmek isterken kızgın bir yağ damlası Eros'un omzuna düştü. Uyanan Eros, hemen uçarak sevgilisini acı ve gözyaşı içinde bıraktı.

O günden sonra Psyche intihar etmek istedi, dalgalar onu geri itti. Sonra tüm dünyayı aradı. En son Afroditi'den merhamet diledi. Fakat Afroditi, Psyche'nin üzerine atlayarak, üzerindekileri yırttı, saçlarını yoldu, yüzünü paraladı. Sonra kendisine esir etti. En ağır işlerle görevlendirilen Psyche'yi gören Eros Zefs'den yardım istedi. Zefs'de bunu kabul etti ve ona ölümsüzlük vererek onları evlendirdi.

PROMETHEUS

Büyük deha sahibi tanrı Promethe, elinden her iş gelen, yaratıcı bir tanrıydı. İlk insanı kilden yarattı. Ona ateşle can verdi. İnsanın toprağını suyla değil, gözyaşıyla ıslattı. İnsan yaratıldığında çıplak ve silahsızdı. Yiyecek olarak sedece çiğ meyva ve kanlı et vardı. Karanlık mağaralarda yaşarlardı. Buna izin vermeyen Promethe, ona silah verdi, toprakları işlemesi için aletler verdi. Madenleri işlemesini öğretti. Lemnos adasından bir sopanın içinden sakladığı ateşi getirdi ve insanlara verdi. Rahata kavuşan insanlar kendilerini tanrılar kadar üstün görmeye başlayınca, Zefs Promethe'yi Kafkas Dağlarına zincire vurdu. Burada her sabah bir kartal gelerek onun karaciğerinin parçalıyordu. Geceleri karaciğeri tekrar eski haline dönüyordu. Bin yıl sürmesi beklenen cezayı Zefs, 30 yıla indirdi. İnsanlara da ölçüsüz hareketlerinden dolayı zaten Pandora'yı göndermişti. Tanrılara karşı çıkmalarıyla da onları tufan dalgalarında boğdu.

POSEIDON

Üç kardeş Zeus, Pluton ve Poseidon(Neptün) aralarında dünya hakimiyetini paylaşırlarken, denizlere, adalara ve sahillere hüküm sürmek Poseidon'a düşmüştü. İnsanlara çok faydalı bir hayvan olan atı o yarattı. Denizlerin derinliklerinde bulunan sarayında yaşardı. Sinirlendiğinde Zefs gibi hiddetli olurdu.

PERSEUS

Argos kralı erkek çocuğu olmadığından yakınarak Apollon'a danıştı. Apollon ona kızının bir oğlu olacağını ve torununun kendisini öldüreceğini söyledi. Bunu öğrenen kral kızını yer altında tunçtan bir mahzene kapadı. Ancak Zeus'u hiçbir şey engelleyemezdi. Çocuğun doğduğunu duyan kral, annesiyle beraber bebeği bir sandığa kapatarak denize attırdı. Ancak tanrılar onu bir adaya yanaşınca açtılar. Adanın kralı çocuğa öz oğlu gibi baktı. Ancak bir süre sonra oğlu öldürüp, annesine sahip olmayı düşündü.

Kral, adanın güzel kızlarından biriyle evleneceğini duyurdu. Perseus'a hediye olarak ne getireceğini sorduğunda Medusa'nın başı yanıtını aldı. Kral, geri gelmeyeceğinde emindi. Bakışıyla herşeyi taşlaştıran Medusa, Athena'nın yardımıyla öldürüldü. Medusa'nın dökülen kanı Pegasus halini alıp, uçtu. Perseus, geri dönerken taşıdığı Medusa'nın başından akan her damla yılana dönüşüyordu.

Bu sırada kral Perseus'un annesine sahip olmaya çalışmış ve kadın bir madebe sığınmıştı. Kral, Perseus'un Medusa'yı yendiğine inanmıyordu ve alay ediyordu. Bunun üzerine Perseus, Medusa'nın başını heybeden çıkararak, kral tuttu. Kral taş olmuştu.

Perseus'un, annesiyle beraber Argos'a döneceğini öğrenen Argos kralı tahtını bırakarak, kaçtı. Fakat, Perseus Argon'da kılık değiştirerek dolaşıyordu. Amacı dedesini öldürmek şöyle dursun onu yeniden kral yapmaktı. Ancak bir gün spor yarışmalarında dedesiyle karşı karşıya geldiler ve Perseus'un attığı disk dedesinin başına çarptı ve öldürdü.

Perseus, öldükten sonra karısı Andromeda ile birlikte gökyüzünün en parlak burcu oldu.

ÖZET

Yunanca - Latince ismi Temsil doğal güç Simgeleri
Zeus - Jupiter hava, mutlak kudret kartal, yıldırım
Hera - Junun gök, izdivaç tavus
Athena - Minevra şimşek , zeka kalkan, zeytindalı
Apollon - Febus güneş, güzel sanatlar yay, lir
Artemis - Diana ay, iffet geyik, hilal
Hermes - Mercure yağmur, belagat kanat, yılanlı asa
Hephaistos - Vulken yeraltı ateşi, sanayi çekiç, örs
Hestiya - Vesta ocak, aile faziletlerikutsal ateş
Ares - Mars tırpan, savaş miğfer, mızrak
Aphrodite - Venus aşk, güzellik güvercin
Demeter - Ceres toprak, bolluk buğday demeti, orak
Poseidon - Neptune deniz, hiddet üç dişli yaba

OLİMPOS

Tanrıların ikamet ettiği bu yer fanilerin erişemeyeceği bir yükseklikte ebedi ilkbaharın yaşandığı yerdir. Her tanrı perileriyle beraber mermer saraylarında Nektar içip, Amvrosia yiyerek sefasına bakar ve her sabah Zeus'un huzuruna çıkarlardı. Böylesine güzel bir yerden kovulmak, bir tanrı veya tanrıça için cezaların en büyüğüydü. Bazı ölümlülerde ödül olarak bazen Olimpos'a kabul olunurlardı.

OLİMPİYATLAR

Efsaneye göre, Olimpia’yı içine alan Pisa krallığı, damadı tarafından öldürüleceği kehanetini öğrenir. Bu yüzden, kızına damat adaylarının kendisiyle yarış yapmalarını ve yenilirse ölüm, kazanırlersa krallık alacaklarını söyler. Ölen 13 adaydan sonra Pelops, yarışı kazanır. Olimpia’daki oyunlar da onun daha sonra mezarı etrafında bir anma olarak başladı. Zamanla, Pelops’un payı azaldı ve Zeus ön plana çıktı.

OIDIPUS

Thebai kralı ile karısının çocukları olmuyordu. Bunun için Delphi'de Apollon'a danıştılar. Apollon, kralın yakında bir erkek çocuğunun olacağını ancak çocuğun büyüyünce kendisini öldürerek annesi ile evleneceğini haber verdi. Çok geçmeden İokaste'nin bir erkek çocuğu oldu.

Kral, Apollon'un dediklerinden korktuğundan çocuğu öldürtmek istedi. Fakat annesi, çocuğunun öldürülmemesini, kendi kendine ölmesi için ıssız bir yerde bırakılmasını istedi. Bu vazifeyi alan adam onu bir karlarla örtülü bir dağda bıraktı. Fakat çocuk buradan kurtulmak için yürüdü ve yığıldı. Çocuğu çobanlar buldular ve onu krallarına götürdüler. Çocuğa şişmiş ayaklarından dolayı Oidipus adı verildi.

İlk gençlik çağına basınca doğumundaki esrarı çözebilmek için Delphi'ye gitmek üzere yola koyuldu. Tanrı Apollon ona babasını öldüreceğini ve annesiyle evleneceğini yineledi. Bunu öğrenen Oidipus, geri dönmedi ve yoluna devam etti. Bu sırada bir araba ayğını ezerek geçti. Bu arabaya çok sinirlenen Oidipus, arabcıyı öldürdü. Adamın öcünü almak isteyen Thebai kralını yani babasını da öldürdü.

Bu sıralarda acaip bir yaratık, anayola hakim bir yola kurulmuş, her geçene soru soruyor ve cezabı bilemeyenleri parçalıyordu. Thebai öyle kötü bir hale gelmişti ki başa geçen temsili kral, bu canavarı yenenin kral olacağını ve kraliçeyle evleneceğini bildirdi. Oidipus şansını denemek istedi. Canavarın sorduğu soru şuydu : Sabahleyin dört, öğle vakti iki, akşamleyin de üç ayakla dolaşan hayvan kimdir? Oidipus bunun cevabının insan olduğunu bildi ve canavar kendini aşağı attı. Oidipus da kral oldu ve annesiyle evlendi. Bu uygunsuz ilişkiden 4 çocukları oldu. Tanrılar bu evlilikten tiksindiler ve Thebai'ye felaketler yağdırdılar. Tüm bu yaptıklarına sebep olarak da eski kralı öldüreni gösterdiler. Oidipus katilin kim olduğunu bilebilecek tek kişi olan kör ve çok yaşlı sihirbaz rahibe gitti. İhtiyar önce gerçeği söylemek istemese de sonunda Oidipus'a gerçeği anlattı. Yaptıklarını öğrenilince Oidipus dünyanın en bahtsız, en iğrenç adamı sayıldı. Annesi ve karısı İokaste, kendini astı. Oidipus da kendi gözlerini elleriyle çıkardı. Tanrıların ve insanların iğrendikleri bir zavallı olarak dilenciydi artık. İyi kalpli kızı Antıgone'un yanında sefil ve perişan bir halde öldü.

ODYSSEUS

Athena ve Poseidon on yıldır Yunanlıları tutmuştu ancak bir komutan Troya'daki Athena tapınağına sığınmış Kassandra'nın üstüne saldırınca, tanrıça Yunanlıların en büyük düşmanı oluverdi. Bunları Poseidon'a anlattı ve dönüşte başlarına olmadık ister getirmesini istedi. Poseidon, Yunanlılar dönerken korkunç bir fırtına kopardı. Bir çok gemi bu fırtınada dalgalra karıştı ve komutanlar dağıldı. Komutanlardan Odysseus ölmedi ama tam 10 yıl ordan oraya sürüklendi. Zamanla Athena'nın bu önceden sevdiği komutana karşı öfkesi dinmişti. Poseidon ise ondan hala nefret ediyordu. Bir gün Poseidon yokken Athena Zeus'a çıkıp, onu kurtarmalarını istedi. Ayrıca kral olduğu şehirdeki oğlunu da babasını aramaya ikna etti. Bir sal yaparak tutsak olduğu adadan ayrılan Odysseus'u Poseidon gördü ve yine fırtına kopardı. Bu sırada iyi yürekli bir tanrıça ona denizde boğulmaması için bir peçe verdi. Yüzerek, bilmediği bir ülkeye geldi kral. Ancak üstünde başında ne varsa dalgalar götürmüştü. Bitkin ve yorgundu. O gece yaprakların altında uyudu. Sabah çevresinde top oynayan kızlar gördü. Kızlar bu adamı farkedince kaçıştılar. Sadece prenses ondan kaçmadı, kim olduğunu, ne istediğini sordu. Öğrenince babasının sarayına götürdü. Burada çok iyi karşılanan Odysseus, ertesi gün ülkesindeydi. Basılmış sarayından bir tek oğluyla bir kulübede konuştu. Yaptıkları planda oğlu tüm silahları saklayacak ve baba-oğul hepsini öldüreceklerdi. Ertesi gün sarayda sadece köpeği tanıdı onu. Karısı, yaşlı dilencinin kocası olduğunu anlamadan ona yardım etti. Sütannesi, ayaklarını yıkarken, küçüklükten kalan ayağındaki yaradan onu tanıdı. Odysseus, bunu kimseye söylememesini istedi. Ertesi gün uzun süredir sarayı işgal eden ve her seferinde damat adaylarından çeşitli bahanelerle kaçmış olan kraliçe Penelope, artık bir karar vereceğini ancak bunun için oku 12 halkadan geçirmeleri gerektiğini söyledi. Odysseus dışında kimse bu işi başaramadı. Elindeki oku bırakmaya niyeti yoktu kralın. Tüm bu akbabaları öldürmeye başladı. Athena ve oğlu da savaşıyorlardı. Ithaka eski günlerine dönmüştü.

MIDAS

Midas'ın adamları bir gün bahçede yaşlı Silenos'u buldular. Zilzurna sarhoş Dionysos'u ararken kaybolmuştu. Askerler onu süsleyerek krallarına götürdüler. Kral, onu ağırladıktan sonra Dionysos'a götürdü. Dionysos, onu gördüğüne öyle sevindi ki, Midas'ın dileğine sahip olacağını söyledi. Bunun üzerine Midas, tuttuğunun altın olmasını istedi. Fakat karnı acıkıpta yemeğe oturunca gerçeği anladı. Bunun üzerine Dionysos'a gidip, büyüyü bozmasını istedi. O da bir ırmakta yıkanırsa, büyünün bozulacağını söyledi. Hemen yıkanan Midas'ın üzerindeki büyü bozuldu.

Midas'ın bir öyküsü daha vardır. Apollon ile Pan arasındaki çalgı çalma yarışmasının yargıçlarından biri olan Midas, Apollon'un gümüşten Iyra'sından çıkan armoniyi anlamamış, oynak şeyler çalan Pan'a oyunu kullanmıştı. Apollon da, Midas'ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirdi.

Midas, bir süre kulaklarını bir külahta sakladı, ancak berber kulakları gördü. Midas'ın tembihine rağmen berber, bir kuyu kazdı ve sazların arasından hafifçe "Kral Midas'ın Kulakları" diye fısıldadı. Aradan geçen zamanla büyüyen sazlar, rüzgar estikçe "Kral Midas'ın Eşek kulakları" diye bağırmaya başladılar böylece herkes gerçeği öğrendi.

KORE

Bir gün ölüler diyarının tanrısı evlenmek istedi fakat hiçbir kadın bilerek yeraltına gitmek istemiyordu. O da Demeter'in kızı Kore'yi kaçırmaya karar verdi. Bir gün Kore, kırlarda dolaşırken esrarlı bir bitki şekline dönüşür. Kore bu bitkiye dokunur dokunmaz yer açıldı ve cehennem tanrı kızı yeraltına götürdü.

Kaçırılırken kopardığı ümitsiz feryadı duyan Demeter, Zeus'un bu olaya bu kadar ilgisiz kalmasına çok sinirlendi ve Tanrıçalıktan çıkarak yeryüzüne indi. Demeter'in görevini bırakmasıyla kıtlık başladı. Bunun üzerine Zeus araya girdi ve kızını geri getirerek Dmeter'i geri çağırdı.

Tuesday, December 30, 2008

KALLISTO

Kallisto adlı peri kızı Artemis’in çok yakın arkadaşıydı. Artemis’e onun gibi daima bakire kalacağına söz vermişti. Zeus, bu çok güzel kızın yanına Artemis kılığında yaklaştı ve onunla beraber oldu. Bir gün Kallisto, gölde yüzerken, Artemis bu birlikteliğin izlerini gördü çok kızdı. Zeus, onu tanınmasın diye ayıya çevirdiyse de onu tanıdı ve oklarıyla delik deşik yaptı. Zeus, ölü sevgilisini gökyüzüne aldı ve “Büyük Ayı”ya çevirdi.

İNSAN

Titan Iapetos'un oğlu Prometheus Zeus tarafından zeka ve ateş tanrısı olarak tayin edilmişti. Fakat diğer kardeşlerini mahveden Zeus’dan hala nefret ediyordu. Prometheus, sonradan Tanrıları inkar edecek dünyanın başına bela olacak bir mahluk yarattı. Çamurdan yaptığı bu erkek heykelini kendi gözyaşlarıyla yaptı. Bu haliyle çok korumasız olan bu heykele çaldığı ateşi üfledi. Zeus kendinden habersiz yapılan bu işe çok sinirlendi ve Prometheus'u Kafkas dağlarında zincire vurdurdu. Burada bir kartal onun karaciğerini canlı canlı yemekte ve karaciğeri sürekli yenilenmekteydi.
Insan yaratıldıktan sonra yaşayacağı ömrün uzunluğunu belirlemek kalıyordu. Zeus, insana 25 yılın yeteceğini düşünüyordu. Insan buna karşı çıktı. Insan, o sırada etraftaki tırtıl, kelebek, tavus, beygir, tilki ve maymun’ları gördü. Zeus’dan bu hayvanların hayatından alıp, kendisininkine vermesini istedi. Zeus bu teklifi kabul etti ama bir şartla, ömrünün belli zamanlarında insan o hayvanlar gibi yaşayacaktı. Bu yüzdendir ki,
bebek, tırtıl gibi yerde emekler
çocuk, kelebek gibi neşe içinde koşar, oynar
genç, tavus kuşu gibi gururlanır
25-30 yaşlarına, beygir gibi hayatın yükünü sırtında taşır
olgunluk çağında, tilki gibi kurnaz olur, tecrübe sahibi olur
yaşlı, maymun gibi çirkinleşir.

Ceza sırası insandaydı. Hephaistos'a bir kadın imal ettirdi, bu kadının vücudunu yaratırken karısı Aphrodite’i model olarak kullandı. Tanrılar onu zerafetle bezediler. Pandora adını verdikleri bu kadını yanında bir çeyiz sandığıyla insanın’ın yanına gönderdiler. Ancak, Zeus ona kutuyu açmamasını da tembihledi. Pandora, hemen çeyiz kutusunu açtı ve dünya kötülükle doldu. Pandora'nın kutusunda sadece ümit kaldı. Böylece, Zeus öcünü almıştı.

Insanı tamamen yoketmek isteyen Zeus, daha sonra da insanlığı bir tufanda boğmaya çalıştı. Prometheus’un uyarısıyla, Deukalion ve karısı bir kayıkla insan neslini sürdürebildiler.

IFESTOS

İfestos, çok çirkin olduğu için Olimpos'dan bir adaya fırlatılmıştır. Düşerken bir de topal kalan İfestos tanrıların en çirkini ünvanını almıştı. Diğer tanrı ve tanrıçalarla karşılaşmamak için genelde Etna'da kılıç ve kalkan imal ederek günlerini geçirirdi.

HYAKINTOS

Prens Hyakintos oldukça güzel bir delikanlıydı. Apollon ona bağlanmış ve çok iyi dost olmuştu. Boş zamanlarında kırlarda disk atarlardı. Batı rüzgarı Zephiros da bu delikanlıya hayrandı. Bir gün Apollon'un attığı diske yolunu şaşırttı. Hyakintos'un kafası yarılmış, oluk oluk kan akmaktaydı. Bu felaketten kendisini sorumlu tutan Apollon, delikanlının başına eğildi. En etkili ilaçlardan sürmesine rağmen delikanlı iyileşmiyordu. Madem ben seni elimle yokettim ve senin gittiğin yere yeraltına gelemiyorum o zaman beni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. Seni neşeli ve kudretli anlarımda görebilmem, ışıklarımla seni okşayabilmem için seni ilkbaharda açan bir çiçek yaptım dedi ve sümbül dediğimiz çiçek fışkırdı yerden.

HERCUL

Zeus, çok namuslu bir kadından hoşlanınca, kadının kocasının savaşta olmasından faydalanıp, adamın kılığında kadını hamile bıraktı. Bu hamilelikten Hercul(Iraklis) doğdu. Büyüyünce başardığı güç işlerden dolayı Zeus tarafından kuvvet tanrısı ilan edilmiş ve İvi'yle evlendilmişti. Bu evlilikten doğan çocukları ve karısını öldürdükten sonra yaptıklarına pişman olan Hercul, Apollon'a danıştı. Apollon yaprıklarını affettirebilmek için 12 yıl ormanda çalışması gerektiğini söyledi. Heracles, bu yıllar sırasında birçok canavarla savaştığı ve çok güç işler yaptığı için çok gelişmiş kaslarıyla tasvir edilir.

Zeus, Hercule'e oldukça itina ediyordu. Onu ölmezlik ve yenilmezlikle bezemek için Hera'ya emzirtti. Çocuk doyuncaya kadar süt emdikten sonra babasına gülümsedi. Ancak çok güçlü bir şekilde süt emdiği için memeden süt akmaya devam ediyordu. Saçılan süt damlaları samanyolunu meydana getirdi.

HERA

Hera, Zeus'un karısı ve kızkardeşiydi. Genelde Zeus'un aşk maceralarındaki kadınları cezalandırmak dışında pek şairlerin dikkatini çekmemiştir. Bir de Troya'nın yakılmasına Hera'nın kıskançlığı ve kini sebep olmuştur.

Khelone adındaki peri kızı tembelliğinden dolayı Zeus’la Hera’nın düğününde bulunmamasından dolayı kaplumbağa’ya çevrilmiştir.

HEPHAESTOS

Hera'yla Zefs'in oğlu Hephaestos, topal olarak doğmuş ve şimşek gibi yürüyordu. Annesi oğlunun çirkinliğine dayanamayıp, onu Olimpus'dan aşağı fırlatmıştı. Orada bir demirci oldu. Çok çalışıyordu ve intikam istiyordu. Bir gün ince oymalarla süslü, görünmeyen bağları olan altından bir taht yapıp, Hera'ya gönderdi. Hera bu tahta oturur oturmaz, orada kalakaldı. Zefs, kurtarması için Hephaestos'u çağırdı. Hephaestos, Hera'yı kurtarmasına karşılık, Afroditi'yle evlendi. Etna fırını onun imalethanesiydi ve orada fevkalade güzel şeyler yapardı.

HELIOTROPE

Güzel Klytie'yi Apollon bir gün dere kenarında gördü ve Tanrı'nın hoşuna gitti. Onunla tanıştılar. Apollon kızın kalbine kolaylıkla girdi. Kız onu deli gibi sevmeye başladı. Fakat Apollon, zamanla kızdan bıktı. Buna kızın sevgisinin fazlalılığının sebep olduğu da söylenir. Kız arkasından ne kadar ağladı, yalvardı yandıysa da Apollon geri dönmedi. Kız da acıdan öldü. Bu kızın adını Heliotrope yani gün çiçeği koydular. Hala aşkından Apollon ne tarafa dönerse o da bükük boynunu oraya çevirir.

EROS

Evreni meydana getiren sevgi ve sevgi tutkusu olarak iki ayrı karakteri olan bir tanrıdır Eros. İkinci kişiliğinde kanatlı bir erkek çocuğu olarak tasvir edilir. Başı güllerden örülü bir çelenkle süslüdür, ok ve yay taşır. Romalılar onu Amor olarak Latinceleştirmişlerdir.

DIONISOS

Semeli adlı çok güzel bir prensese Zeus aşık olmuş ve onun için yakışıklı bir delikanlı kılığında yeryüzüne inmişti. İra yine bu işe sinirlendi ve Semeli'ye insan kılığında bir arkadaş olarak gerçekleri anlattı. Semeli bunun üzerine Zefs'den gerçek kılığında görünmesini ısrarla istedi. Israrlara deyanamayan Zefs, gerçek kılığına büründü ancak onun ilahi ateşinde Semeli de eridi. Zefs, çocuğunu annesinin karnından alarak, doğum gününe kadar kendi kasıklarında taşıdı. Doğduktan sonra Dionisos'u şarap tanrısı ilan etti ve onu büyütmeleri için perilere teslim etti. Bu perilerde onu öyle ihtişamla büyüttüler ki Dionisos, şımarık ve zevkperest bir tanrı olup çıktı.

Çiftçiliğin, bağcılığın, meyve ve özellikle üzümün koruyucusudur. Zeus, onu karısı Hera’nın kötülüklerinden koruyabilmek için onu keçi kılığına sokmuştur. Dionisos’a tapanlar, onun kendilerine vahşi hayvanlar biçiminde göründüğüne inanıyorlardı. Bu yüzden şarap içip, kalabalık sarhoş sürüleri halinde dağlara çıkarlar, naralar atarak dansederler, hayvanlara kudurmuşcasına saldırır ve onları çiğ çiğ yerlerdi. Böylece tanrıyı içlerine almış oluyorlardı. Bu düşünceyle büsbütün çıldırıyorlardı.

DEMETER

Demeter, Olimpos Tanrılarının en büyüklerindendir. O, insan eli ile işlenmiş, ekilmiş tarlaların tanrıçasıdır. Poseidon, bu sarışın Tanrıça'ya gönül vermişti. Ona yaklaşmak için fırsat kolluyordu ancak Demeter oldukça ciddi bir tanrıça olduğu için onunla sevişmiyor, aşkını reddediyordu. Demeter, önce Poseidon'dan kurtulmak için Arkadia'yla birleşip, bir çocuk doğursa da Poseidon peşini bırakmayınca onunla beraber olmuş ve Desponia adlı kızı doğurmuştu.

Poseidon'un kendisiyle zorla berber olmasından çok canı sıkılan Demeter, yeryüzüne inerek bir mağaraya kapandı. Sonra Zeus, onu ikna etti. Ladon ırmağında yıkanıp günahlarından temizledikten sonra Olimpos'a geri döndü.

Daha sonra Zeus, Demeter'e ilgi duymaya başladı. Demeter, onu reddetmesine rağmen bir boğa kılığında onu zorla aldı. Böylece Kore adlı kız dünyaya geldi.

ATHENE

Birgün Zeus'in başı öyle şiddetli ağrımıştı ki İfestos'a kafasına balyozla vurmasını istedi. Kafası yarılan Tanrılar tanrısının bu yarığından zeka tanrıçası Athene çıktı. Tepeden tırnağa silahlı ve zırhlı bu kızın başındaki altın miğfer kıvılcımlar saçıyordu. Cesareti hiçbir tanrıyla karşılaştırılamazdı. Onun sakin ve düşünceli cesareti, kardeşi Ares'inkinden üstün sayılırdı.

Atina şehrine isim verileceği zaman Poseidon ile Athena kendi isimlerinin verilmesini istediler. Zefs insanlığa en yararlı şeyi yapanın adını koyacağını söyledi. Poseidon azgın bir at yaptı. Athena ise meyvalarla dolu bir zeytin ağacı yaptı. Barış sembolü sayılan bu ağaç, tanrıların alkışları arasında yarışmayı kazandı.

ATALANTE

Atalante'nin babası, istemediği bu yeni doğmuş bebeği ölsün diye bir dağ başına bırakmıştı. Kız bir aslan tarafından büyütüldü. Büyüdüğünde tüm avcılardan daha ustaydı. Bir ülkenin kralı hasatın ilk yemişlerini tanrılara sunmayınca, Artemis krala ceza için bir yaban domuzu gönderdi. Kral da tüm Yunan sitelerine haber vererek, yardım istedi. Birçok kahraman avcının arasında domuzu Atalante öldürdü. Atalante'nin erkek kardeşleri de ava katılmışlardı ve domuzun derisinin Atalante'ye verilmesine karşıydılar. Atalante'ye aşık olan yeğeni, hem derinin Atalante'ye verilmesini sağladı hem de dayılarını öldürdü. Çok öfkelenen Atalente, sandığından çürümeye yüz tutmuş bir odunu yaktı ve odun yanarken, uzaktan yeğeni de ölüyordu. Bundan da sonradan pişman olan Atalante, bir süre sonra kendini astı.

ASKLEPIDOS

Apollon, Koronis adlı bir kızla sevişmişti ancak kadın sevgilisine uzun süre bağlı kalmadı. Öyle öfkelendi ki, bu haberi ona getiren beyaz kargayı simsiyah yaptı. Kızı çok geçmeden öldürdü tabii. Ancak Apollon, çocuğunu kadının rahminden alıp, yaşlı bilgeye götürdü. Bilge çocuğa Asklepidos adını verdi. Çocuğun tıbba karşı büyük yeteneği ve ilgisi vardı. Ölü bir adamı bile diriltebiliyordu. Zeus, bir ölümlünün kendine meydan okumasına izin veremezdi. Onu öldürdü. Buna çok sinirlenen Apollon, Etna'ya giderek Zeus'un yıldırımlarını yapan işçilerin hepsini öldürdü. Zeus da Apollon'u cezalandırmak için onu yeryüzüne bir krala uşaklık etmeye gönderdi.

ARTEMİS

Artemis, Apollon'dan bir gün önce doğdu. Dünyaya gelir gelmez, ayağa kalkarak Apollon'un doğumunda annesine yardım etti. Annesinin acıları ve her yerden kovulması yüzünden evlenmekten tiksindi. Zeus kızının istekleri doğrultusunda onu yay ve okla teçhiz etti. O da vahşi hayvanların peşinde koşarak hayatını geçirdi. Yorulunca da Apollon'un yanında dinlenirdi.

Artemis ayrıca ayın tanrıçasıdır. Güzelliği ayın ışığı gibi diğerlerinin hepsinden daha güzeldi. Artemis, gerçekten de kardeşi güneşin kadın şeklidir.

APOLLON

Zeus yine yasak bir ilişki sonucu Lito adlı kadını hamile bırakmıştı. İra, onu Olimpos'dan kovdu. Üstelik yer tanrıçası Demeter'den ona yer vermemesini istedi ve doğum tanrıçasını Olimpos'da alıkoydu.

Zeus, bunlara karşılık doğum için bir ada yarattı. Letona, bu adaya yorgun biçimde geldiğinde adaya çocuğunu doğurması için yalvardı. Adada çocuk daima onda kalırsa, doğumun olacağını söyledi. Bu sırada doğum tanrıçası geldi ve Apollon doğdu.

Apollon doğar doğmaz adanın kısır toprağında yürümeye başladı. Her adımında çiçekler baş kaldırıyor, otlar bitiyordu. Doğumundan 4 gün sonra gücünü de ispatlamak için korkunç ejderin olduğu mağaraya gitti. Okuyla onu devirdi.

Kış gelince gökyüzünün kar bulutlarıyla örtülmesinin, maviliğin kaybolmasının, güneşin ışıklarının çok uzaklardan gelmesinin nedeni Apollon'un dünyayı terketmesidir. İlkbaharda liriyle bahar günlerini müjdeleyen de yine Apollon'dur.

Genellikle, şiir ve müzik tanrısı olarak bilinen Apollon’un ana niteliği, geleceği haber vermektir.

Tanrıların en güzeli olan Apollon, Artemis’in de ikiz kardeşidir.

ANTEROS

Yunanca karşıt sevgi anlamına gelen Anteros, Eros’un ikiz kardeşidir. Bazı metinlerde, karşılıklı aşk olarak, bazıların mutsuz aşk olarak karşılaşılır. Afrodit, Anteros’u, Eros’un daha iyi gelişebilmesi için doğurmuştur. Eros da ancak, Anteros yanındayken gelişebilir ve ona yaklaşınca sevinirmiş.

AHİRET

Yunan mitolojisinde yer ve gökten başka bir diğer mekan da ölülerin mekanı olan ahirettir. Adis'in saltanat sürdüğü bu yer yerin altında olup, beş nehrin çevrelediği bir yerdir. Üç başlı, vahşi bir köpek tarafından korunur. Üç kısmı vardır. İlk kısım Ahiron nehrini geçerek ilk geldikleri geri dönüşü olmayan yerdir. Orada üç yargıç onları günah ve sevaplarıyla değerlendirirler. Bu değerlendirmeye göre bir Obol ( eski yunan parası) vererek tayin edildikleri yere giderler. Eğer 1 Obol'leri yoksa yüzyıl orada boş boş dolaşırlar. O yüzden ölülerin ağızlarına 1 Obol konur. Burayı geçtikten sonra tüm geçmiş yaşantısını unutmuş ölü eğer günahkarsa Tartaros'a atılır.

Burası üç başlı ve üç gövdeli kötülük tanrısının idare ettiği, biri acı, çamurlu suyu olan diğeri alev akan iki nehirle çevrelenir. Günahlarını ödemeleri için burada işkenceler yapılır.

Eğer kişi dünyada iyilik yapmışsa İlision'a gider.Burada acı yoktur. Ömrünün en mutlu anılarını hatırlayarak, en genç ve en güzel çağındaki görünüşü ile sonsuza kadar orada kalır.

AFRODİTİ

Muhteşem güzel Afroditi'ye Zeus, güzellik tanrıçalığını uygun görmüştü. Ancak onu İfestos'la evlendirdi. Bu uygunsuz ilişkiden Eros doğdu.

Hera ve Athene, Afroditi'yi kıskanmışlardı. Bir gece eğlenci sofrasına Gece'nin kızlarından biri üzerinde "en güzele" yazılı bir elma attı. Bu elmayı almak için kavga çıkınca Zefs, onlara Paris adlı çobanın karar vereceğini bildirir. Paris, elmayı Afroditi'ye verir.

Gökte Tanrıların aşkına doymayan Afroditi, insanların da kalbine hükmederdi.

Afroditi'nin intikamı da çok zalimdir. Mars ile olan aşklarını kocasına söylediği için Apollon'u aşk maceralarında başarısızlığa uğratmıştır.

Çiçek mevsiminde gelişi şerefine doğa bayram yapardı.

Adonis, ilkbaharın neşeli ama ömrü çok kısa tanrısıdır. Adonis, Afroditi'nin sevgilisidir. Güzel günlerle Adonis, ağacın kabuğundan doğar ve hemen büyürdü. Sıcak bir gün, bir yaban domuzu Adonis'e saldırarak onu yaraladı. İmdada koşan Afroditi sevgilisine koşarken bir gül fidanına bastı, akan kan tüm gülleri kırmızıya boyadı. Yetiştiğinde sevgilisini ölü bulan Afroditi'nin göz yaşlarından gelincik ortaya çıktı.

Aslı doğulu olup, verimlilik tanrıçasıdır. Zamanla aşk tanrıçası, ilkbahar tanrıçası ve Poseidon’un yanında deniz tanrıçası olmuştur. Romalılar ona Venüs derler.