Wednesday, December 31, 2008
ODYSSEUS
Athena ve Poseidon on yıldır Yunanlıları tutmuştu ancak bir komutan Troya'daki Athena tapınağına sığınmış Kassandra'nın üstüne saldırınca, tanrıça Yunanlıların en büyük düşmanı oluverdi. Bunları Poseidon'a anlattı ve dönüşte başlarına olmadık ister getirmesini istedi. Poseidon, Yunanlılar dönerken korkunç bir fırtına kopardı. Bir çok gemi bu fırtınada dalgalra karıştı ve komutanlar dağıldı. Komutanlardan Odysseus ölmedi ama tam 10 yıl ordan oraya sürüklendi. Zamanla Athena'nın bu önceden sevdiği komutana karşı öfkesi dinmişti. Poseidon ise ondan hala nefret ediyordu. Bir gün Poseidon yokken Athena Zeus'a çıkıp, onu kurtarmalarını istedi. Ayrıca kral olduğu şehirdeki oğlunu da babasını aramaya ikna etti. Bir sal yaparak tutsak olduğu adadan ayrılan Odysseus'u Poseidon gördü ve yine fırtına kopardı. Bu sırada iyi yürekli bir tanrıça ona denizde boğulmaması için bir peçe verdi. Yüzerek, bilmediği bir ülkeye geldi kral. Ancak üstünde başında ne varsa dalgalar götürmüştü. Bitkin ve yorgundu. O gece yaprakların altında uyudu. Sabah çevresinde top oynayan kızlar gördü. Kızlar bu adamı farkedince kaçıştılar. Sadece prenses ondan kaçmadı, kim olduğunu, ne istediğini sordu. Öğrenince babasının sarayına götürdü. Burada çok iyi karşılanan Odysseus, ertesi gün ülkesindeydi. Basılmış sarayından bir tek oğluyla bir kulübede konuştu. Yaptıkları planda oğlu tüm silahları saklayacak ve baba-oğul hepsini öldüreceklerdi. Ertesi gün sarayda sadece köpeği tanıdı onu. Karısı, yaşlı dilencinin kocası olduğunu anlamadan ona yardım etti. Sütannesi, ayaklarını yıkarken, küçüklükten kalan ayağındaki yaradan onu tanıdı. Odysseus, bunu kimseye söylememesini istedi. Ertesi gün uzun süredir sarayı işgal eden ve her seferinde damat adaylarından çeşitli bahanelerle kaçmış olan kraliçe Penelope, artık bir karar vereceğini ancak bunun için oku 12 halkadan geçirmeleri gerektiğini söyledi. Odysseus dışında kimse bu işi başaramadı. Elindeki oku bırakmaya niyeti yoktu kralın. Tüm bu akbabaları öldürmeye başladı. Athena ve oğlu da savaşıyorlardı. Ithaka eski günlerine dönmüştü.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment