Paris, Troya savaşlarında yaralanınca savaştan kaçtı. Troya'lılar da onu izlediler. Paris yediği yılan zehirli okla dayanılmaz aclar çekiyordu. Acıları ona önceki karısını anımsattı. O yaraları iyi edebilecek her türlü merhemi yapabilirdi. Onu terkedilmiş eski karısına götürdüler. Paris kadına yalvardı ancak kadın ona yardım etmedi. Troya'ya geri dönerken ağaçların altına yığılıverdi. Bu arada eski karısı da yaptığından dolayı pişmanlık duyuyordu. Gece olunca koşa koşa kocasını aradı. Paris'i bulduğunda odunların içinde yakılıyordu. Bu manzarayı görünce karısı hiçbir şey söylemeden ateşe girdi ve beraber yandılar.
Savaşta bazen Yunanlılar bazen Troya'lılar kazanıyordu. Yunanlılar bir süre sonra yenilmeye başladı. Yunanlar artık gemilerini geri çekmeye hazırlanırken, kahin kurnazca hareket etmelerini tavsiye etti. Bunun üzerine bir Yunanlı, çok büyük bir at yapıp, içini askerlerle doldurmalarını sonra savaştan vazgeçmiş gibi yapıp geri çekilirken atı kapıda cesur bir Yunanlıya bırakmalarını önerdi. Yunanlı Troya'lılara atı içeri sokmalarının Tanrıların isteği olduğuna inandıracaktı. Akşam Troya'lılar eğlenirken ve sarhoşken, Yunanlılar attan çıkıp, kolayca Troya'yı ele geçireceklerdi. Plan uygulandı ve başarıya ulaştı.
Wednesday, December 31, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment